Kanlı Elmasların Filmlere Konu Olan Çarpıcı Hikâyesi


Doğadaki en sert ve en değerli madenlerden biri olan elmasların, en özel anlarımıza eşlik etmek için çoğu kez kanlı ve karanlık yollardan geçip binbir çeşit badire atlatarak bizlere ulaştığını biliyor muydunuz?

Daha önceki içeriklerimizde çikolata üretmek için Afrika’da kakao işçileri ve doğa katliamı üzerinden yaşanan olumsuzluklardan bahsetmiştik. Ne var ki Afrika’da sömürülen tek şey kakao ağaçları ve iş gücü değil.

Gelin şimdi hep beraber, pek çok özel günün vazgeçilmez hediyelerinden olan pırlanta yüzüklerin en önemli malzemesi olan elmasın kânlı ve karanlık hikayesine bir göz atalım.

Tahmin edilenin aksine, insanoğlu elmaslar ile Afrika’da değil; Hindistan’da tanıştı.

Elmaslar

Kelime kökeni olarak Yunanca “adamas”, Arapça ile Farsça “almas” ve Fransızca “diamant” kelimelerinden türetilen elmas, “değiştirilemez, kırılamaz” gibi anlamlara gelmektedir. Her ne kadar elmas Yunanca kökenli bir kelime olsa da tahmin edilenin aksine Hindistan kökenli bir madendir çünkü bundan yüzlerce yıl önce yeryüzündeki ilk elmaslar Hindistan ve Brezilya topraklarında çıkarılmıştı.

Aslen karbon elementinin akrabası olan elmas, zamanla değişime uğrayarak elmasa dönüşür. Süs olarak kullanılması MÖ 2000 yıllarına kadar uzanan elmasın, saf bir karbon türü olduğu modern kimyanın babası olarak da anılan Fransız kimyager Antoine-Laurent de Lavoisier tarafından keşfedilmişti.

Elmasın ana vatanı Hindistan olarak bilinse de Afrika topraklarında ayağınızla takılıp düşebileceğiniz kadar çok elmas yatmaktadır.

Afrikalı elmas işçileri

Günümüzdeki güncel rezerv bilgilerine göre en çok elmas madeninin Kanada, Avustralya, Rusya ve Afrika’da olduğu biliniyor. Hatta Afrika’da o kadar çok elmas rezervi vardır ki deyim yerindeyse yolda yürürken muz kabuğu yerine bir elmasa takılıp düşebilirsiniz.

Afrika’nın elmas bakımından bir rezerv cenneti olmasının ortaya çıkmasıyla beraber, dünya üzerinde modern anlamdaki ilk elmas ocağı, 1860 yılında tahmin edebileceğiniz üzere bir Afrika devleti olan Güney Afrika Cumhuriyeti’nde açıldı. Elmastan önce de rahat bir yaşam süremeyen Afrikalılar için, elmasla beraber daha da çok sıkıntı baş gösterecektir.

Elmasın değerini belirleyen pek çok kriter var, her ne kadar kuyumcuya gittiğinizde bu bilgiler işlevsiz kalsa da bizler bahsetmemiş olmayalım.

Elmas

Elmasın karanlık yüzüne geçmeden önce elmas ile ilgili bilmemiz gereken belki de son detaya değinmesek olmazdı. Kuyumcularda tek taş pırlanta ya da diğer çeşitlerdeki takılarda elmas büyüklüğünü ifade etmek için kullanılan, alışılagelmediğimiz ve gündelik hayatta asla kullanmadığımız bir ölçü birimi olan “karat” terimini duymuşsunuzdur.

Aslen keçiboynuzu çekirdeği anlamına gelen ve Arapça kökenli bir kelime olan “kırat”tan türeyen karat, evrensel elmas ölçü birimi olarak kullanılır. 1 karatın, 200 miligrama eşit olduğunu ifade edebiliriz.

Elmasın değerini belirleyen faktörlere bakacak olursak eğer; tek parça halinde ne kadar büyükse, karat başına fiyatı da o kadar değerlidir. Yani elmasın sabit bir değeri yoktur. Yine aynı şekilde, elmasın rengi, üzerindeki işçilik ve ışık geçirgenlik oranları gibi faktörler de elmasın değerini belirleyen diğer özelliklerdir.

Dünya yıllarca Afrika’nın üzümlerini yiyip, bağını sormadı. Neyse ki artık bağın da üzüm kadar önemi var!

Elmas

Son paylaşılan verilere göre dünya genelinde her yıl yaklaşık 26 bin kilogram elmas çıkartılıyor. Bu elmasların çok yüksek bir oranı ise tahmin edebileceğiniz üzere Afrika topraklarından elde ediliyor. Afrika’nın karışık bir siyasi yapıya sahip olduğunu ve hatta bazı yerlerde huzur ve barışın kelime anlamının bile bilinmediğini duymuşsunuzdur. Peki ya böyle bir coğrafyada elmas gibi değerli bir madenin kontrolü nasıl sağlanıyor?

Adına ister iddia deyin isterseniz de belgelenememiş gerçekler; özellikle elmas bakımından zengin Afrika ülkelerinde yaşanan geri kalmışlık, iç savaş ya da devletler arası savaşların, batılı elmas şirketleri tarafından finanse edildiği ifade ediliyor.

Öyle ki bu dev şirketlerin doğrudan ya da dolaylı bir şekilde iç savaşları desteklediği, birbiriyle mücadele eden her iki örgüte de silah desteği sağladığı ya da devlete karşı ayaklanan grupları finanse ederek bölgedeki elmasları ederinden çok daha düşük bir fiyata aldığı pek çok kez dile getirilen bir gerçek. Ne var ki bu insanlık dışı şeytani plan, geç de olsa dünyanın tepkisi ile karşılaştı.

Kim bilir belki de Afrika’da bolca görülen kızıl renkli toprağa rengini kanlı elmaslar veriyordur!

Afrikalı elmas işçileri

2003 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından başlatılan ve Kimberley Süreci (Kimberley Process Certification Scheme / KPCS) olarak da adlandırılan protokol ile dünyada tepki çeken elmas pazarı, deyim yerindeyse kirli ellerden arındırılmaya çalışılıyor.

KPCS, temel mantık olarak elmasları savaş elması ve savaş dışı elmas olmak üzere ikiye ayırır. Bir elmasın; savaş, iç savaş ya da herhangi toplumsal bir olay sonucunda ele geçirilmiş gruplardan değil, resmi olarak tanınmış bir devletten satın alınması, elmas gelirlerinin terör örgütü ya da belirli bir çeteye aktarılmaması en önemli husustur.

Gelgelelim her ne kadar BM, KPCS sayesinde pazardaki savaş elmasları (kirli ya da kanlı elmas da denir) oranının %3’e kadar düştüğünü ifade etse de, pek çok bağımsız kuruluş, yolsuzluklar ve dolambaçlı yollarla savaş elmaslarının resmi elmaslara çevrildiğini ve bu sebeple savaş elmasları oranının bu kadar düşük olduğunu ifade ediyor.

Kanlı elmasları tercih etmemek için pek çok sebebimiz var fakat bazı dev şirketler daha çok kâr elde edebilmek için bugün bile kanlı elmas peşinde koşabiliyor.

Asker ve işçiler

Öncelikle en genel tabiriyle kanlı elmaslar için çalıntı elmas da diyebiliriz çünkü bu elmaslar devlet onayı olmadan ya da devlete rağmen çıkartılan elmaslardır ve geliri tamamen yasa dışı örgütlere aktarılır. Bu örgütler; yerel halkı silah zoruyla çalıştırır, toplu tecavüz ve katliamlar yapar, çalışmayı reddedenlerin oy kullanmasını engellemek için kollarını keser ve çocukları zorla silahlandırarak örgütlerine dahil ederler.

Özellikle 1991–2002 Sierra Leone İç Savaşı’nda yasa dışı elmaslar bolca piyasaya sürülürken; çocuklar askere alınmış, köylerde kadınlara toplu halde tecavüz vakaları yaşanmış, savaşa katılmayıp madenlerde çalışmayı reddeden erkeklerin kolları kesilmiş ve daha pek çok insanlık dışı olay yaşanmıştı. Tahmin ediyoruz ki tüm bu yaşananlar, yasa dışı elmasları tercih etmemek için geçerli bir sebeptir.

Kanlı elmaslar ile piyasayı manipüle etmek çok daha kolay olduğu için temiz elmaslar da değerinden daha pahalıya satılıyor.

İç savaştan bir görüntü

Kanlı elmaslar çoğu zaman rüşvet ve dolambaçlı yollarla bir şekilde yasal elmasa çevrilirken; takibi yapılamayan bu elmaslar, dev şirketler tarafından gizlenir ve bu sayede elmasların piyasası da yükseltilmiş olur. Arz-talep dengesinde gizlenen elmaslar sayesinde yeterince kâr elde eden şirketler, daha sonra bu elmasları piyasaya sürer. Elmasların zamanından önce piyasaya sürülmesi durumunda ise piyasada daha fazla elmas olacağı için değer kaybı yaşanacaktır.

Kanlı Elmas(Blood Diamond) filmi, insanların kanlı elmaslar konusunda bilgi sahibi olması bakımından KPSC’ye oranla daha büyük bir başarı sağladı.

Film

Pek çok sinema eleştirmeni, kaliteli filmlerin ortak yönü olarak filmlerin insan hayatına olan etkisini gözlemler. Kaliteli yapımların neredeyse tamamı, bir şekilde beyaz perdeden sıçrayıp gerçek hayata geçerek insanların hayatına doğrudan etki etmiş filmlerdir. Hiç şüphesiz Kanlı Elmas filmi de gösterime girdikten sonra, kanlı elmasla olan mücadelenin artmasındaki en önemli etkenlerden biriydi.

Yasa dışı elmasların hikâyesini daha iyi anlayabilmeniz için, başrollerinde Leonardo DiCaprio ve Jennifer Connelly’nin yer aldığı, 2006 yapımı Kanlı Elmas (Blood Diamond) adlı filmi izlemenizi tavsiye ederiz.

Bonus: Kuyumcularda işinize yaramasa da elmaslar hakkında bilmeniz gereken birkaç ufak detay daha:

Elmas

Eski bir gelenek olarak günümüzde de nişan ve evliliğin simgesi olarak kullanılan elmaslar, aslında ortalama 3,5 milyar yaşındadır. Bu kadar yaşlı olan bir madenin bizlere uzaklığı ise yerden yaklaşık 250 km’dir fakat bazen yerin 800 km derinliğinde bile elmaslarla karşılaşılabiliyor.

Isıyı çok iyi ileten bir madde olarak bilinmesine rağmen elmaslar elektriği normal şartlarda asla iletemezler. Bu sebeple çok kuvvetli bir yalıtkan olarak da bilinirler. Son olarak uzaydaki bazı gezegenlerin elmas bakımından dünyamıza göre çok daha zengin olduğu, beyaz cüce gezegen olarak da adlandırılan bazı soğuk yıldızların neredeyse tamamen elmaslardan oluşabileceği ve bazı gök taşlarında da elmasa rastlandığı görülmüştür.

Peki ya sizler kanlı elmaslar hakkında neler düşünüyorsunuz?

Kaynaklar: 1 / 2 / 3 / 4 / 5 / 6 /





Source link

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.