İçine New York’un Bile Sığabildiği Devasa Mağara


1991 yılında Vietnamlı Ho Khan tarafından keşfedilen Hang Son Doong mağarası dünyanın en büyük mağarası olarak biliniyor. Peki bu mağara nasıl keşfedildi ve içerisinde neler barındırıyor? Bu soruların cevaplarına ulaşmak için yazımızı inceleyebilirsiniz.

Yaklaşık 31 yıl önce yani 1991 yılında Vietnam’da hala büyük bir bölümü hakkında bilgi alınamayan, dünyanın en büyük mağarası keşfedildi. Bu mağara için keşfedildi desek de, bu kadar büyük ve görkemli olan mağaranın insanlar ile buluşması o kadar da kolay olmuyor ne yazık ki. Neden kolay olmadığından bahsedecek olursak;

Ho Khan isimli bir adam tarafından tesadüfen keşfedilen Han Son Doong’un çok büyük bir girişe sahip olması, Ho’nun başta içeri girmekten korkup geri dönmesine sebep oluyor. Daha sonra mağarayı tekrar bulabilmek için hem kendisinin hem de farklı gezginlerin sayısız uğraşlar vermelerine rağmen yerini bulma konusunda başarısızlık yaşamaları da kaçınılmaz sonucu beraberinde getiriyor. Fakat Ho, vazgeçmeyerek mağaranın varlığını hatırladığı bölgede aramalar yaparak, yıllar sonra bu devasa mağaranın girişini tekrar bulmayı başarıyor. Sonrasında ise daha önce çalıştıkları gezginlerle de iletişime geçerek mağaranın girişinde incelemelerine başlıyorlar.

O kadar büyük ki içerisine New York şehrini sığdırmak mümkün!

Kelimesi kelimesine çevirildiğinde “Dağ Nehir Mağarası” anlamına gelen Han Son Doong, adından da anlaşılacağı üzere içerisinde nehirler, birçok dağdan oluşan küçük mağaralar ve “Edam Bahçesi” adında bir yağmur ormanı barındırıyor. Belirttiklerimizle birlikte daha bir çok oluşumu içerisinde saklayan Han Son Doong’un boyutu lazer ölçme cihazlarıyla saptandığında New York şehrinin tamamını içine alabilecek büyüklükte olduğu ortaya çıkıyor!

Hatta o kadar büyük ki kendisine ait iklimi ve ekosistemi bile mevcut.

Örneğin, erime çökme sonucunda yüzeyinde oluşan deliklerden içeri güneş ışınlarının girmesi nehirleri ısıtıp havada bulutlar oluşmasına yarıyor. Ayrıca yağmur ormanı sayesinde çeşitli bitkilerin yanı sıra balık, örümcek, yengeç, yılan, maymunlar hatta nesli tükenmekte olan kaplanlar ve pek sık rastlanmayan languarlar da bulunuyor.

Yapılan araştırmalar 3 milyon yıl yaşında olduğunu gösteriyor.

Mağaranın biyolojik özelliklerine ve yer altı sularına bağlı olarak ise mağara incileri, dikitler ve fitokarst denilen jeolojik yapıların oluştuğu belirtilmekte. Buna ek olarak yüzeyinde bulunan kireç taşlarından yola çıkıldığında mağaranın 3 milyon yıldır var olduğunun saptandığı öne sürülüyor.

Henüz keşfedilemeyen kısımları bulunmasıyla birlikte, görkemli mağara günümüzde keşif turizmi adı altında 1000’e yakın turisti belirli tarihler içerisinde misafir etmekte. İnsanlar için kamp, doğa yürüyüşü, tırmanış gibi çeşitli aktiviteler düzenleniyor. Dünyamızda nadir olarak bulunan bu doğal değerler korunması gerekirken bir nevi turizm adı altında tehlikeye atılsa da insanlar tarafından fazlasıyla rağbet gördüğünü belirtmemiz şaşırtıcı olmaz. 

Kaynaklar: Google Arts & Culture, Evrim Ağacı, Express





Source link

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.